
İcra takibi, alacaklının borcunu tahsil etmek için başvurduğu yasal bir yoldur. Ancak bu süreç yalnızca alacaklının haklarından ibaret değildir. Borçlunun da kanundan doğan önemli hakları vardır. Bu haklar bilinmediğinde, borçlu haksız haciz, gereksiz ödeme, süresi kaçırılmış itiraz veya yanlış dosya işlemleriyle karşı karşıya kalabilir.
Borçlu, kendisine ödeme emri geldiğinde öncelikle takibin türünü, borcun dayanağını ve süreleri dikkatle incelemelidir. Çünkü ilamsız icra takibinde borca itiraz, ödeme emrinin tebliğinden sonra belirli süre içinde yapılmalıdır. Süre kaçırılırsa takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçilebilir.
İcra takibinde borçlunun en temel haklarından biri, borca itiraz etme hakkıdır. Borçlu borcun hiç olmadığını, ödendiğini, zamanaşımına uğradığını veya talep edilen miktarın hatalı olduğunu düşünüyorsa buna karşı yasal yollara başvurabilir. Bunun yanında icra müdürlüğünün hatalı işlemlerine karşı şikayet hakkı da vardır. İcra ve İflas Kanunu’nda icra dairelerinin kanuna aykırı veya olaya uygun olmayan işlemlerine karşı icra mahkemesine şikayet yoluna gidilebileceği düzenlenmiştir.
Borçlu yalnızca itiraz ederek değil, haciz aşamasında da bazı haklarını kullanabilir. Kanunen haczedilemeyen mallar, maaş haczindeki sınırlar, emekli maaşının korunması, aile konutu ve temel yaşam eşyaları gibi konular bu noktada önem kazanır. Her malvarlığı değeri haczedilebilir değildir. Bu nedenle borçlu, haciz sırasında hangi malların korunabileceğini bilmelidir.
Ayrıca borçlu, gerçekte borçlu olmadığını düşünüyorsa menfi tespit davası açabilir. İcra ve İflas Kanunu madde 72 kapsamında borçlu, takipten önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için dava açma imkanına sahiptir. Ödeme yapılmışsa bazı hallerde istirdat davası da gündeme gelebilir.
İcra takibinde borçlu haklarının doğru kullanılması, hem malvarlığı kaybını hem de hukuki sürecin kontrolsüz şekilde ilerlemesini önler. Bu nedenle ödeme emri, haciz bildirimi, banka blokesi veya maaş kesintisi gibi her işlem ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Makale İçeriği
ToggleNot
İcra takibinde borçlunun en büyük hatası, ödeme emrini veya haciz bildirimini görmezden gelmesidir. Süreler kısa olduğu için tebligat alındığında dosya hemen incelenmeli, borca itiraz imkanı varsa vakit kaybetmeden kullanılmalıdır.
Ödeme Emrine İtiraz Hakkı
İcra takibinde borçlunun en önemli haklarından biri ödeme emrine itiraz hakkıdır. Borçlu, kendisine gelen ödeme emrinde yazan borcun haksız, hatalı, fazla veya ödenmiş olduğunu düşünüyorsa süresi içinde itiraz edebilir. Bu hak kullanılmadığında takip kesinleşebilir ve alacaklı haciz işlemlerine geçebilir.
İlamsız icra takiplerinde itiraz süresi genellikle ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. Bu süre kısa olduğu için borçlunun tebligatı aldıktan sonra beklemeden dosyayı incelemesi gerekir. İcra ve İflas Kanunu madde 62’de, borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Borçlu itiraz ederken yalnızca “borca itiraz ediyorum” demekle yetinmemelidir. Borcun tamamına mı, bir kısmına mı, faize mi, yetkiye mi veya imzaya mı itiraz edildiği açık şekilde belirtilmelidir. Özellikle senede dayalı takiplerde imza itirazı ayrıca ve açıkça yapılmalıdır. Aksi halde borçlu bazı savunma imkanlarını kaybedebilir.
Borca İtiraz
Borca itiraz, borçlunun takip konusu borcu kabul etmediğini bildirmesidir. Borçlu borcun hiç doğmadığını, ödendiğini, fazla istendiğini veya zamanaşımına uğradığını düşünebilir. Bu durumda süresi içinde icra dairesine başvurarak itirazını bildirmelidir.
Borca itiraz edildiğinde takip durabilir. Ancak alacaklı bu itirazı kaldırmak veya iptal ettirmek için hukuki yollara başvurabilir. Bu nedenle borçlu, itirazını yalnızca süre kazanmak için değil, gerçekten hukuki dayanağı olan sebeplerle yapmalıdır.
Borcun Tamamına İtiraz
Borçlu, takipte istenen borcun tamamına karşı çıkıyorsa bunu açık şekilde belirtmelidir. Bu durumda alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazı bertaraf etmesi gerekir.
Takibin durması borcun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Sadece icra sürecinin devamı, alacaklının sonraki hukuki adımlarına bağlı hale gelir.
Borcun Bir Kısmına İtiraz
Borçlu borcun yalnızca bir kısmına itiraz ediyorsa, hangi miktarı kabul etmediğini açıkça göstermelidir. Belirsiz itirazlar, borçlu açısından sorun oluşturabilir.
Örneğin ana para kabul edilip faiz oranına itiraz edilebilir. Ya da borcun bir kısmının ödendiği savunulabilir. Bu ayrım dilekçede net yazılmalıdır.
Yetkiye İtiraz
Borçlu, icra takibinin yanlış icra dairesinde başlatıldığını düşünüyorsa yetkiye de itiraz edebilir. Yetki itirazı, borcun esasından farklıdır. Burada borçlu, dosyanın takip edildiği yerin hukuken doğru olmadığını ileri sürer.
Yetki itirazı da süresi içinde yapılmalıdır. Borçlu hem borca hem yetkiye itiraz etmek istiyorsa, bunu aynı itiraz dilekçesinde açıkça belirtmelidir. Aksi halde takip, yetki yönünden kesinleşebilir.
Yetkili İcra Dairesi
Her icra takibi her yerde başlatılamaz. Takibin konusu, tarafların adresleri, sözleşme hükümleri ve borcun doğduğu yer yetki değerlendirmesinde etkili olabilir. Borçlu, takip yerinin hatalı olduğunu düşünüyorsa bu durumu zamanında ileri sürmelidir.
Yetki İtirazının Etkisi
Yetki itirazı doğru yapılırsa takip süreci bu yönden tartışmalı hale gelir. Alacaklı, yetki itirazını aşmadan takibe devam etmekte zorlanabilir. Ancak yetki itirazı tek başına borcun olmadığı anlamına gelmez. Sadece takibin hangi icra dairesinde yürütüleceğiyle ilgilidir.

Haciz Aşamasında Borçlunun Hakları
İcra takibi kesinleştikten sonra alacaklı haciz talep edebilir. Ancak takip kesinleşmiş olsa bile borçlunun tüm malvarlığı sınırsız şekilde haczedilemez. Kanun, borçlunun ve ailesinin temel yaşamını sürdürebilmesi için bazı malları ve gelirleri koruma altına alır.
Bu aşamada borçlu, haczedilen malın gerçekten hacze uygun olup olmadığını kontrol etmelidir. Çünkü bazı eşyalar, mesleki araçlar, zorunlu yaşam eşyaları ve belirli gelirler bakımından haciz yasağı veya sınırlı haciz kuralları vardır. İcra ve İflas Kanunu’nda bazı malların haczedilemeyeceği, bazı gelirlerin ise ancak belirli sınırlar içinde haczedilebileceği düzenlenmiştir.
Borçlu, haciz sırasında sessiz kalmak zorunda değildir. Haczedilen malın kanunen korunması gerektiğini düşünüyorsa bunu dosyada ileri sürebilir. Ayrıca icra müdürlüğünün hatalı işlem yaptığını düşünüyorsa, şartları varsa icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir.
Haczedilemeyen Mallar
Her malın haczedilmesi mümkün değildir. Borçlunun temel yaşamını sürdürebilmesi için gerekli bazı eşyalar haciz dışında kalabilir. Ama burada her eşya otomatik olarak korunmaz. Eşyanın niteliği, kullanım amacı ve borçlunun hayatındaki zorunlu yeri önemlidir.
Örneğin borçlunun mesleğini devam ettirebilmesi için zorunlu olan bazı araç ve gereçler hacizden korunabilir. Aynı şekilde aile bireylerinin temel kullanımına yönelik zorunlu eşyalar da ayrıca değerlendirilir. Ancak değerli süs eşyaları, lüks tüketim malları veya temel ihtiyaç sınırını aşan varlıklar aynı şekilde korunmayabilir.
Temel Yaşam Eşyaları
Borçlunun ve ailesinin günlük hayatı için zorunlu olan eşyalar haciz değerlendirmesinde özel olarak ele alınır. Burada amaç borçluyu cezalandırmak değil, alacaklı ile borçlu arasındaki dengeyi korumaktır. Bu nedenle haciz sırasında eşyaların niteliği dikkatle incelenmelidir. Aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya varsa, uygulamada farklı değerlendirmeler gündeme gelebilir.
Mesleki Eşyalar
Borçlunun geçimini sağladığı mesleği için zorunlu olan araç ve gereçler bazı durumlarda hacizden korunabilir. Özellikle bedeni çalışmaya dayalı mesleklerde bu konu daha fazla önem kazanır. Ancak burada da eşyanın gerçekten mesleğin devamı için gerekli olup olmadığına bakılır. Lüks, yatırım veya ticari stok niteliğindeki mallar her zaman aynı korumadan yararlanmaz.
Maaş Haczi Sınırı
Borçlunun maaşı tamamen haczedilemez. Ücret, maaş ve benzeri gelirlerde borçlunun ve ailesinin geçimi dikkate alınır. Kanuna göre haczedilecek miktar belirlenirken borçlunun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli bölüm ayrılmalıdır. Bununla birlikte maaş haczinde belirli bir alt sınır da vardır.
Birden fazla haciz varsa kesintiler sıraya alınır. Önde bulunan haciz bitmeden sonraki haciz için kesinti yapılması mümkün olmayabilir. Bu nedenle borçlu, maaşından yapılan kesintilerin hangi dosyaya dayandığını ve sıranın doğru uygulanıp uygulanmadığını takip etmelidir.
Kesinti Oranı
Maaş haczinde borçlunun tüm gelirine el konulması doğru değildir. Kesinti yapılırken hem alacaklının tahsil hakkı hem de borçlunun geçim durumu birlikte düşünülür.
Yanlış veya fazla kesinti yapıldığını düşünen borçlu, icra dosyasını ve işveren yazılarını kontrol etmelidir. Gerekirse kesinti miktarına ilişkin hukuki başvuru yapılabilir.
Birden Fazla Haciz
Borçlunun maaşı üzerinde birden fazla haciz bulunabilir. Bu durumda hacizler genellikle sıraya konulur ve önceki kesinti bitmeden sonraki dosya için kesinti başlamaz.
Borçlu, hangi dosyaya ne kadar ödeme yapıldığını düzenli olarak takip etmelidir. Aksi halde aynı gelir üzerinde hatalı veya mükerrer kesinti riski doğabilir.
İcra Müdürlüğü İşlemlerine Karşı Şikayet Hakkı
İcra takibinde borçlu yalnızca ödeme emrine itiraz etmekle sınırlı değildir. Takip başladıktan sonra icra müdürlüğünün yaptığı işlemler de hukuka aykırı olabilir. Böyle bir durumda borçlu, icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurabilir.
Şikayet hakkı, icra dosyasında yapılan hatalı işlemlerin denetlenmesini sağlar. Örneğin yanlış haciz işlemi, kanuna aykırı kesinti, hatalı satış hazırlığı, usulsüz muhafaza işlemi veya dosyada gereksiz gecikme yaşanması şikayet konusu olabilir. İcra ve İflas Kanunu madde 16’ya göre icra ve iflas dairelerinin kanuna aykırı veya olaya uygun olmayan işlemlerine karşı icra mahkemesine şikayet edilebilir. Bu şikayet kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılır.
Şikayet Hangi Durumlarda Yapılır?
Şikayet, icra müdürlüğünün işlemine karşı başvurulan özel bir yoldur. Borçlu, icra müdürlüğünün kanuna aykırı karar verdiğini, dosyada yanlış işlem yaptığını veya hakkını gereksiz şekilde sürüncemede bıraktığını düşünüyorsa şikayet yolunu kullanabilir.
Bu yol, borcun esasına ilişkin her itirazın yerine geçmez. Borçlu borcu kabul etmiyorsa ayrı olarak borca itiraz veya dava yollarını değerlendirmelidir. Şikayet daha çok icra dairesinin yaptığı işlemle ilgilidir.
Hatalı Haciz İşlemi
Borçlunun haczedilemeyecek bir malı haczedilmiş olabilir. Bu durumda borçlu, haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilir.
Haciz işlemi yapılmış olması, işlemin mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Haczin konusu, borcun türü ve malın hukuki niteliği birlikte incelenmelidir.
Usulsüz Dosya İşlemi
İcra müdürlüğü bazen dosyada eksik, hatalı veya olaya uygun olmayan işlem yapabilir. Borçlu bu işlemin kendisine zarar verdiğini düşünüyorsa şikayet hakkını kullanabilir.
Özellikle satış, kıymet takdiri, haciz yazısı, ödeme aktarımı ve dosya hesabı gibi işlemler dikkatle kontrol edilmelidir.
Şikayet Süresi
Şikayet hakkı çoğu durumda kısa süreye bağlıdır. Genel olarak işlem öğrenildikten sonra yedi gün içinde icra mahkemesine başvurulmalıdır. Bu süre kaçırılırsa, borçlu bazı işlemlere karşı başvuru imkanını kaybedebilir.
Ancak her şikayet aynı süreye tabi değildir. Bir hakkın hiç yerine getirilmemesi veya sebepsiz şekilde geciktirilmesi gibi durumlarda süre değerlendirmesi farklı olabilir. Bu nedenle dosyadaki işlemin türü doğru belirlenmelidir.
Not
Şikayet hakkı, borçlunun icra müdürlüğü işlemlerine karşı en önemli koruma yollarından biridir. Ancak bu yol borca itirazdan farklıdır. Borçlu, hem borcun esasını hem de icra müdürlüğü işlemini ayrı ayrı değerlendirmelidir.
Sürenin Başlangıcı
Şikayet süresi genellikle işlemin öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Borçlu, icra dosyasındaki işlemi ne zaman öğrendiğini ve bu işlemin kendisini nasıl etkilediğini dikkatle değerlendirmelidir. Tebligat, dosya incelemesi, banka blokesi bildirimi veya haciz işlemi sürenin başlangıcında önemli olabilir.
Süre Kaçırılırsa
Şikayet süresi kaçırılırsa borçlunun başvurusu usulden reddedilebilir. Bu nedenle işlem öğrenildiğinde beklemeden dosya incelenmelidir.Borçlu, hangi işleme karşı hangi süre içinde ba şvuracağını netleştirmeden hareket ederse hak kaybı yaşayabilir.
Menfi Tespit Davası Açma Hakkı
İcra takibinde borçlu, her zaman gerçekten borçlu olmayabilir. Bazen borç hiç doğmamış, tamamen ödenmiş, zamanaşımına uğramış veya alacaklı tarafından hatalı şekilde takip konusu yapılmış olabilir. Böyle bir durumda borçlunun yalnızca icra dosyasına itiraz etmesi yeterli olmayabilir. Borçlu, borçlu olmadığının mahkeme kararıyla tespit edilmesini isteyebilir.
Menfi tespit davası, borçlunun takip konusu borçtan sorumlu olmadığını ileri sürdüğü önemli bir dava yoludur. Bu dava, icra takibinden önce açılabileceği gibi takip başladıktan sonra da açılabilir. Özellikle borçlu, takibin haksız olduğunu düşünüyorsa ve ödeme baskısı altındaysa bu yol büyük önem taşır.
Bu davada amaç, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığının mahkeme tarafından belirlenmesidir. Eğer mahkeme borçlunun haklı olduğuna karar verirse, takip konusu alacak yönünden borçlunun sorumlu olmadığı ortaya konulmuş olur.
Takipten Önce Menfi Tespit
Borçlu, henüz icra takibi başlamadan önce de menfi tespit davası açabilir. Bu genellikle alacaklının haksız bir talepte bulunacağı veya borçlu olmadığı halde ödeme isteneceği durumlarda gündeme gelir. Bu yol, ileride doğabilecek icra baskısını önlemek açısından önemlidir. Borçlu, borcun bulunmadığını önceden mahkeme kararıyla ortaya koymak isteyebilir.
Borçlu Olmadığının Tespiti
Menfi tespit davasında borçlu, takip konusu yapılabilecek borcun gerçekte mevcut olmadığını ileri sürer. Bu iddia ödeme belgeleri, sözleşmeler, yazışmalar veya diğer delillerle desteklenmelidir.
Takip Riskini Önleme
Alacaklı henüz icra takibi başlatmamış olsa bile, borçlu ileride böyle bir riskle karşılaşacağını düşünüyorsa dava açabilir. Bu durum özellikle yüksek tutarlı alacak iddialarında önemlidir.
Takip Sırasında Menfi Tespit
İcra takibi başladıktan sonra da menfi tespit davası açılabilir. Borçlu, takip konusu borcun kendisine ait olmadığını, ödendiğini veya geçerli olmadığını düşünüyorsa mahkemeden bu durumun tespitini talep edebilir.
Ancak takip sırasında açılan menfi tespit davası, icra sürecini kendiliğinden durdurmaz. Borçlunun ayrıca ihtiyati tedbir talep etmesi gerekebilir. Bu nedenle dava açılırken icra dosyasının hangi aşamada olduğu dikkatle değerlendirilmelidir.
İhtiyati Tedbir Talebi
Borçlu, takip sırasında menfi tespit davası açtığında icra işlemlerinin durmasını isteyebilir. Bunun için mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir.
Haciz Baskısına Karşı Koruma
Takip kesinleşmişse borçlu haciz riskiyle karşılaşabilir. Bu durumda menfi tespit davası, borçlunun haksız takibe karşı kullanabileceği güçlü yollardan biridir.

İstirdat Davası Açma Hakkı
İcra takibinde borçlu, bazı durumlarda gerçekte borçlu olmadığı halde ödeme yapmak zorunda kalabilir. Bu ödeme haciz baskısı, maaş kesintisi, banka blokesi veya takibin kesinleşmesi nedeniyle yapılmış olabilir. Böyle bir durumda borçlu, ödediği paranın geri alınması için istirdat davası açabilir.
İstirdat davası, borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişinin başvurabileceği önemli bir dava yoludur. İcra ve İflas Kanunu madde 72’de, borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan kişinin belirli şartlarla ödediği paranın geri alınmasını isteyebileceği düzenlenmiştir.
Bu dava, özellikle itiraz süresini kaçıran veya icra tehdidi altında ödeme yapan borçlular açısından önemlidir. Ancak her ödeme otomatik olarak geri istenemez. Borçlu, ödemenin gerçekten borç olmayan bir para için yapıldığını ispatlamalıdır.
İstirdat Davası Ne Zaman Açılır?
Haksız Ödeme
İstirdat davası, borçlunun haksız şekilde ödeme yaptığı durumlarda gündeme gelir. Borçlu, takip nedeniyle ödeme yapmış ancak gerçekte borçlu olmadığını sonradan fark etmiş olabilir. Bu durumda ödediği paranın iadesini talep edebilir.
Bu dava için süre önemlidir. Kanunda, borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan kişinin ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle ödeme yapıldıktan sonra süreç geciktirilmemelidir.
Haksız ödeme, borçlunun hukuken ödemek zorunda olmadığı bir parayı icra baskısı altında ödemesidir. Bu durum yanlış hesap, hatalı alacak iddiası veya daha önce ödenmiş borcun tekrar talep edilmesi nedeniyle ortaya çıkabilir.
Bir Yıllık Süre
İstirdat davasında süre, ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu süre kaçırılırsa borçlunun geri alma hakkı ciddi şekilde zayıflayabilir.
Menfi Tespit Davasıyla Farkı
Menfi tespit davası, ödeme yapılmadan önce borçlu olunmadığının tespiti için açılır. İstirdat davası ise ödeme yapıldıktan sonra paranın geri alınmasına yöneliktir. Bu nedenle iki dava birbirine yakın görünse de amaçları farklıdır.
Borçlu ödeme yapmadan önce harekete geçerse menfi tespit davası gündeme gelir. Ödeme yapıldıktan sonra artık iade talebi öne çıkar. Hatta bazı durumlarda menfi tespit davası devam ederken ödeme yapılırsa dava istirdat davasına dönüşebilir.
Ödeme Öncesi Koruma
Borçlu henüz ödeme yapmamışsa, menfi tespit davası ile borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bu aşamada icra dosyasının ilerlememesi veya paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir talep edilmesi gerekebilir.
Ödeme Sonrası İade
Borçlu ödeme yaptıktan sonra artık asıl amaç paranın geri alınmasıdır. Bu nedenle istirdat davasında borçlu, ödediği paranın kendisinden haksız şekilde alındığını ispatlamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İcra takibinde borçlunun hangi hakları vardır
Borçlunun ödeme emrine itiraz etme, icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurma, haczedilemeyen mallarını koruma, menfi tespit davası açma ve haksız ödeme yaptıysa istirdat davası ile parasını geri isteme hakkı vardır.
Ödeme emrine itiraz süresi ne kadardır
İlamsız icra takiplerinde ödeme emrine itiraz süresi genellikle tebliğden itibaren yedi gündür. Bu süre içinde itiraz edilmezse takip kesinleşebilir ve alacaklı haciz işlemlerine başlayabilir.
Borçlu ödeme emrine nasıl itiraz eder
Borçlu, ödeme emrinde yazan borcu kabul etmiyorsa süresi içinde icra dairesine itiraz dilekçesi sunabilir. İtirazda borcun tamamına mı, bir kısmına mı, faize mi, yetkiye mi yoksa imzaya mı itiraz edildiği açıkça belirtilmelidir.
İcra takibi kesinleşirse borçlunun hakları biter mi
Hayır. Takip kesinleşse bile borçlunun haczedilemeyen mallarını ileri sürme, hatalı icra müdürlüğü işlemlerine karşı şikayet etme, haksız tahsilat varsa iade talep etme ve gerekli hallerde dava açma hakları devam edebilir.
Hangi mallar haczedilemez
Borçlunun ve ailesinin temel yaşamı için zorunlu bazı eşyalar, belirli mesleki araçlar ve kanunda özel olarak korunan bazı gelirler hacizden korunabilir. Ancak her eşya otomatik olarak haczedilemez sayılmaz, somut durum ayrıca incelenmelidir.
Maaşın tamamı haczedilebilir mi
Borçlunun maaşının tamamı haczedilemez. Maaş haczinde borçlunun ve ailesinin geçimi dikkate alınır. Kesinti oranı ve haciz sırası dosyanın durumuna göre değerlendirilmelidir.
İcra müdürlüğü işlemlerine karşı ne yapılabilir
İcra müdürlüğünün kanuna aykırı veya dosyanın durumuna uygun olmayan işlemlerine karşı icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulabilir. Bu hak özellikle hatalı haciz, usulsüz satış işlemi, yanlış kesinti veya hukuka aykırı dosya işlemlerinde önemlidir.
Menfi tespit davası nedir
Menfi tespit davası, borçlunun takip konusu borçtan sorumlu olmadığını mahkeme kararıyla tespit ettirmek için açtığı davadır. Borç hiç doğmamış, ödenmiş veya haksız şekilde talep ediliyor olabilir.
İstirdat davası ne zaman açılır
Borçlu olmadığı halde icra baskısı nedeniyle ödeme yapan kişi, ödediği paranın geri alınması için istirdat davası açabilir. Bu davada ödemenin haksız yapıldığı belgelerle ortaya konulmalıdır.
Borçlu icra dosyasını nasıl takip etmelidir
Borçlu, ödeme emri, haciz işlemi, maaş kesintisi, banka blokesi, satış işlemi ve dosya hesabını düzenli kontrol etmelidir. Süreler kısa olduğu için her işlem öğrenildiğinde hızlı hareket edilmelidir.