
Satılan bir evde oturan kiracının en çok merak ettiği konu şudur. Ev satıldıysa kira sözleşmesi biter mi ve yeni malik beni hemen çıkarabilir mi. Türk Borçlar Kanunu bu konuda oldukça net bir çerçeve kurar. Kanunun 310. maddesine göre, sözleşme kurulduktan sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Yani konutun satılması, mevcut kira ilişkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Başka bir ifadeyle kiracı, satış günü itibarıyla otomatik olarak haksız duruma düşmez; yeni malik eski malikin yerine geçer ve kira sözleşmesi kural olarak devam eder. Bu nedenle satılan evde kiracı hakları denildiğinde ilk bilinmesi gereken gerçek, satışın tek başına tahliye sebebi olmadığıdır.
Ancak bu koruma sınırsız değildir. Kanun yeni malike belirli şartlarla tahliye imkanı da tanır. Türk Borçlar Kanunu’nun 351. maddesine göre, kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Aynı maddede yeni malike bir başka yol daha verilir; isterse sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açma yolunu da kullanabilir. Bu düzenleme, “ev satıldı hemen boşalt” yaklaşımının hukuken doğru olmadığını gösterir. Çünkü kanun hem yazılı bildirim hem süre hem de dava şartını birlikte arar.
Kiracı açısından bir diğer önemli nokta, yeni malikin her iddiasının otomatik olarak sonuç doğurmamasıdır. Gerçek, samimi ve zorunlu bir ihtiyaç ileri sürülmeli; kanundaki usule de tam olarak uyulmalıdır. Dahası, ihtiyaç nedeniyle tahliye sağlanmışsa kiraya verenin taşınmazı haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamayacağı TBK 355’te açıkça düzenlenmiştir. Kanun bu kurala aykırı davranan kiraya vereni, eski kiracıya son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü tutar. Bu madde kiracı bakımından çok önemlidir; çünkü ihtiyaç iddiasının gerçekten barınma amacı taşıyıp taşımadığını test eden en güçlü yasal güvencelerden biridir. Kısacası kiracı sadece çıkıp gitmek zorunda olan taraf değildir; kötüye kullanılan tahliye sürecine karşı korunmuş taraftır.
Satılan evde kiracının haklarını koruması için pratik olarak da dikkatli davranması gerekir. Mevcut kira sözleşmesi, ödeme dekontları, banka kayıtları, yazışmalar ve yeni malik tarafından gönderilen bildirimler düzenli şekilde saklanmalıdır. Çünkü uyuşmazlık çoğu zaman “ev satıldı mı” sorusundan değil, “bildirim süresi doğru mu”, “ihtiyaç iddiası gerçek mi”, “dava süresi kaçırıldı mı” ve “kiracı hangi tarihte hangi şartla oturuyordu” gibi ayrıntılardan çıkar. Eğer kiracı elindeki belgeleri düzenli tutarsa, hem haksız baskıya karşı daha güçlü durur hem de olası tahliye davasında savunmasını somutlaştırabilir. Bu nedenle satılan evde kiracı hakları 2026 başlığında en doğru başlangıç şudur. Satış, tahliyenin kendisi değildir; kira sözleşmesi sürer, yeni malik eski malikin yerine geçer ve tahliye ancak kanundaki sıkı şartlar gerçekleşirse mümkün hale gelir.
Makale İçeriği
ToggleYeni Malik Kira Sözleşmesinin Tarafı Nasıl Olur?
Satılan evde en temel kural şudur. Konut el değiştirdiğinde kira sözleşmesi kendiliğinden sona ermez. Türk Borçlar Kanunu madde 310 açıkça, sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse yeni malikin kira sözleşmesinin tarafı olacağını düzenler. Bu hüküm nedeniyle satış işlemi, kiracıyı sözleşmesiz hale getirmez; sadece eski malikin yerini yeni malik alır. Başka bir ifadeyle kiracı aynı evde, mevcut kira ilişkisi devam ederken oturmaya devam eder ve yeni malik de kira sözleşmesinin hak ve borçlarını devralmış olur.
Bu değişimin en önemli sonucu, sözleşmenin ana şartlarının kural olarak aynen devam etmesidir. Kira bedeli, ödeme dönemi, depozito ilişkisi, kullanım biçimi ve sözleşmede yer alan diğer hükümler sadece ev satıldığı için ortadan kalkmaz. Yeni malik, “evi satın aldım, eski sözleşme beni bağlamaz” diyerek kira ilişkisini yok sayamaz. Kanun, yeni maliki doğrudan mevcut sözleşmenin tarafı haline getirdiği için kiracı da hukuken korunmaya devam eder. Bu yüzden satıştan hemen sonra kiracının ilk refleksi evi boşaltmak olmamalı; önce yeni malik sıfatının gerçekten oluşup oluşmadığını ve kendisine nasıl bir bildirim yapıldığını görmek olmalıdır. Bu sonuç, TBK 310’daki açık düzenlemenin doğal sonucudur.
Ancak burada önemli bir pratik ayrım vardır. Yeni malik sözleşmenin tarafı olur ama bu durum ona hiçbir zaman tahliye hakkı vermez anlamına gelmez. Kanun, ihtiyaç sebebiyle tahliye gibi bazı özel yolları ayrıca düzenlemiştir. Fakat bu artık satışın otomatik sonucu değil, ayrı şartlara bağlanmış bir tahliye mekanizmasıdır. Yani önce yeni malik sözleşmenin tarafı olur, sonra eğer kanundaki özel koşullar varsa tahliye davası yoluna gidebilir. Bu sıralama çok önemlidir. Çünkü birçok kiracı satış ile tahliyeyi aynı şey sanır. Oysa hukuken önce sözleşme yeni malike geçer, tahliye ise ancak TBK 351 gibi özel hükümler çerçevesinde ayrıca gündeme gelir.
Kiracı bakımından en doğru yaklaşım, satış sonrasında kira ödemelerini ve yazışmaları düzenli belgelemektir. Yeni malik kendisini bildirdiğinde tapu devrinin gerçekleştiğini göstermesi ve ödeme talebinin açık olması pratik açıdan önem taşır. Buradaki mantık şudur. Sözleşme devam ettiği için kiracı da ödeme ve kullanım yükümlülüklerini sürdürür; fakat bunu doğru kişiye ve ispatlanabilir şekilde yapmalıdır. Böylece hem sözleşmenin sürdüğünü hem de yeni malike karşı yükümlülüklerini yerine getirdiğini güçlü şekilde gösterebilir. Kısacası satılan evde yeni malik, sıfırdan yeni bir ilişki kuran kişi değil; mevcut kira sözleşmesine sonradan dahil olan taraftır.
Kiracı Nasıl Tahliye Edilir 2026
Tahliye sebepleri, ihtiyaç nedeniyle tahliye, temerrüt, tahliye taahhüdü ve arabuluculuk süreci hakkında detaylı bilgi alın.
Kiracı Yeni Ev Sahibine Karşı Hangi Haklarını Korur?
Satılan evde kiracının en önemli güvencesi, kira sözleşmesinin satışla kendiliğinden ortadan kalkmamasıdır. Türk Borçlar Kanunu madde 310 uyarınca, kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Bu hüküm sayesinde kiracı, “ev satıldı, sözleşme bitti” baskısıyla hukuken korumasız hale gelmez. Kira bedeli, ödeme düzeni, kullanım hakkı ve sözleşmenin diğer temel şartları kural olarak devam eder. Yani yeni malik, eski malik dönemindeki kira ilişkisini yok sayamaz; kiracı da mevcut sözleşmeye dayanarak oturmaya devam eder. Bu nedenle satış sonrası ilk korunması gereken hak, doğrudan sözleşmenin devamı hakkıdır.
Kiracının koruduğu ikinci büyük alan, keyfi tahliyeye karşı güvencedir. Yeni malik, evi satın alır almaz kiracıyı hemen çıkaramaz. TBK madde 351, ihtiyaç nedeniyle tahliye için yeni malike özel bir yol tanır; ancak bu yol sıkı şartlara bağlıdır. Yeni malik, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapmak zorundadır. Ardından altı ay geçmeden açılacak davayla tahliye isteyebilir ya da isterse sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açma yolunu kullanabilir. Bu da kiracı açısından çok net bir koruma sağlar. Yazılı bildirim yoksa, süre kaçırılmışsa ya da ihtiyaç iddiası usulüne uygun yürütülmemişse tahliye talebi otomatik olarak güç kazanmaz. Kısacası kiracının koruduğu haklardan biri de, sadece satış nedeniyle değil ancak kanundaki şartlar oluşursa tahliye edilebilmesidir.
Kiracının bir başka güçlü hakkı, ihtiyaç iddiasının kötüye kullanılmasına karşı korunmasıdır. TBK madde 355’e göre, ihtiyaç nedeniyle tahliye sağlandıktan sonra taşınmaz haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Kanun ayrıca, bu kurala aykırı davranan kiraya vereni eski kiracıya tazminat ödemekle sorumlu tutar; bu tazminat son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olamaz. Bu düzenleme, kiracı açısından çok önemlidir. Çünkü yeni malik “kendim oturacağım” diyerek tahliye sağladıktan kısa süre sonra evi başkasına kiralarsa, kiracı bunun sonuçsuz kalmayacağını bilir. Yani kiracının korunan hakkı sadece evde kalma hakkı değil; haksız ihtiyaç tahliyesine karşı tazminat isteme hakkıdır.
Pratikte kiracının koruması en çok belge düzeniyle güçlenir. Mevcut kira sözleşmesi, banka dekontları, eski ve yeni malik ile yapılan yazışmalar, gönderilen ihtarnameler ve ödeme kayıtları düzenli saklanmalıdır. Çünkü satış sonrası uyuşmazlıklar çoğu zaman “kiracı haklı mı” sorusundan çok “hangi tarihte ne bildirildi”, “ödeme kime yapıldı”, “ihtiyaç iddiası ne zaman ileri sürüldü” gibi ayrıntılarda yoğunlaşır. Bu yüzden kiracının yeni malike karşı koruduğu haklar teoride güçlü olsa da, pratikte bu gücü görünür kılan şey çoğu zaman sözleşme ve ödeme belgeleridir. Satılan evde kiracı hakları bakımından en doğru refleks, panikle tahliye hazırlığına başlamak değil; önce sözleşme, ödeme ve bildirim çizgisini netleştirmektir.
| Korunan Hak | Ne Sağlar? | Neden Önemlidir? |
|---|---|---|
| Sözleşmenin Devamı | Satışla birlikte kira ilişkisi sürer. | Kiracı otomatik tahliye baskısından korunur. |
| Keyfi Tahliyeye Karşı Koruma | Yeni malik usule uymadan çıkaramaz. | Yazılı bildirim ve dava şartı aranır. |
| İhtiyaç İddiasının Denetlenmesi | Samimi ve gerçek ihtiyaç aranır. | Kötüye kullanımın önü kesilir. |
| Üç Yıllık Yeniden Kiralama Güvencesi | Haksız tahliyeden sonra başkasına kiralama sınırlanır. | Kiracı lehine önemli bir korumadır. |
| Tazminat Hakkı | Kural ihlal edilirse eski kiracı talepte bulunabilir. | Haksız tahliyenin yaptırımı olur. |

Yeni Ev Sahibi Kiracıyı Hemen Çıkarabilir mi?
Kısa cevap hayırdır. Yeni ev sahibi, taşınmazı satın aldığı gün kiracıyı otomatik olarak çıkaramaz. Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde önce satışın kira sözleşmesini sona erdirmediği kabul edilir, ardından yeni malike yalnızca belirli şartlarla tahliye davası açma imkanı tanınır. TBK madde 310’a göre kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Bu nedenle satış, tek başına tahliye sebebi değildir. Kiracı bakımından bu çok önemli bir güvencedir; çünkü “evi aldım, hemen boşalt” şeklindeki sözlü baskının kanunda otomatik bir karşılığı yoktur. Yeni malik ancak kanunun öngördüğü özel tahliye yolunu doğru kullanırsa sonuç alabilir.
Yeni malikin en çok başvurduğu yol, ihtiyaç nedeniyle tahliyedir. TBK madde 351’e göre kiralananı sonradan edinen kişi, kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi bulunduğunu ileri sürebilir. Ancak bunun için edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya durumu yazılı olarak bildirmesi gerekir. Bu bildirim yapıldıktan sonra da kiracı hemen çıkarılamaz; yeni malik ancak altı ay sonra açacağı dava ile tahliye isteyebilir. Kanun yeni malike bir başka yol daha verir: isterse mevcut sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açabilir. Görüldüğü gibi her iki halde de satış ile tahliye arasında doğrudan ve anlık bir bağ yoktur. Araya mutlaka yazılı bildirim, süre ve dava şartı girer.
Burada kiracı açısından bilinmesi gereken en önemli ayrıntı, ihtiyaç iddiasının gerçek ve samimi olması gerektiğidir. Yeni malik sırf evi daha yüksek bedelle kiraya vermek, mevcut kiracıyı daha hızlı çıkarmak ya da satıştan hemen sonra kira bedelini fiilen yeniden pazarlık konusu yapmak için ihtiyaç sebebine dayanamaz. Uygulamada mahkeme, ileri sürülen ihtiyacın gerçekten var olup olmadığını ve usule tam uyulup uyulmadığını birlikte değerlendirir. Ayrıca ihtiyaç nedeniyle tahliye sağlandıktan sonra taşınmazın kısa süre içinde başkasına kiraya verilmesi de ayrı hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle kiracı bakımından mesele sadece “yeni malik dava açabilir mi” sorusu değil, “açtığı dava kanundaki şartları gerçekten taşıyor mu” sorusudur. TBK 355’teki yeniden kiralama yasağına ilişkin öğretide ve uygulamada yapılan değerlendirmeler de, ihtiyaç tahliyesinin kötüye kullanılmasına karşı kiracının korunmak istendiğini gösterir.
Pratikte yeni malik tarafından yapılan en yaygın hata, bir aylık yazılı bildirim süresini kaçırmak veya bildirimi hiç yapmadan doğrudan tahliye baskısına başlamaktır. Kiracı açısından ise en yaygın hata, “ev satıldıysa mutlaka çıkmam gerekir” sanarak haklarını bilmeden taşınmazı boşaltmaktır. Oysa kiracı, satıştan sonra da sözleşmesine, ödeme kayıtlarına ve kendisine gelen yazılı bildirimlere bakarak durumunu değerlendirmelidir. Yazılı bildirim yoksa, süreler korunmamışsa ya da ihtiyaç iddiası açık değilse, yeni malikin tahliye talebi kendiliğinden güçlü hale gelmez. Kısacası yeni ev sahibi kiracıyı hemen çıkaramaz; çıkarabilmesi için kanundaki yolu usulüne uygun biçimde işletmesi gerekir.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Şartları Nelerdir?
Yeni malikin kiracıyı satıştan hemen sonra çıkaramamasının temel nedeni, ihtiyaç nedeniyle tahliyenin sıkı şartlara bağlanmış olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu madde 351’e göre kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi nedeniyle kullanma zorunluluğu varsa özel tahliye yoluna başvurabilir. Bu düzenleme, her satıştan sonra otomatik tahliye hakkı doğmadığını açıkça gösterir. Kanunun koruduğu şey soyut bir “istersem otururum” düşüncesi değil, gerçek ve ciddi bir kullanım ihtiyacıdır. Bu yüzden ihtiyaç iddiası, sadece sözlü bir talep olarak değil, davada inandırıcı ve tutarlı şekilde ortaya konulması gereken hukuki bir sebeptir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye için aranan ilk büyük şart, bu ihtiyacın kanunda sayılan kişiler bakımından var olmasıdır. Yeni malik yalnızca kendisi için değil, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için de ihtiyaç ileri sürebilir. Ancak burada yine her ailevi veya kişisel istek yeterli olmaz. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu nitelikte olması gerekir. Uygulamada da tahliye davasının gücü, çoğu zaman yeni malikin gerçekten bu taşınmazı kullanma niyetinin bulunup bulunmadığı üzerinden şekillenir. Kiracı açısından bakıldığında bu çok önemli bir güvencedir; çünkü malik değişti diye salt ekonomik amaçla, daha yüksek kira istemiyle ya da kiracıyı rahatça çıkarmak için ihtiyaç sebebine dayanılması hukuken sınırsız bir alan oluşturmaz.
İkinci büyük şart usuldür. Aynı maddede yeni malikin, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmesi gerektiği düzenlenir. Bu bildirim yapılmadan, ihtiyaç iddiası kanundaki özel tahliye yoluna bağlanmış sayılmaz. Üstelik yazılı bildirimin yapılmış olması da kiracının hemen tahliye edileceği anlamına gelmez. Yeni malik bu bildirimden sonra ancak altı ay sonra açacağı dava ile kira sözleşmesini sona erdirmeyi isteyebilir. Kanun ayrıca yeni malike başka bir seçenek daha verir; isterse sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açabilir. Yani ihtiyaç nedeniyle tahliye, hem sebep hem süre hem de dava şartını birlikte arayan bir mekanizmadır. Kiracı bakımından en önemli koruma da tam burada ortaya çıkar.
İhtiyaç nedeniyle tahliye hakkının kötüye kullanılmaması için kanun ek bir koruma daha getirir. TBK madde 355’e göre kiraya veren, gereksinim amacıyla taşınmazın boşaltılmasını sağladıktan sonra haklı sebep olmaksızın kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Aksi halde eski kiracıya tazminat ödeme yükümlülüğü doğar ve bu tazminat son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olamaz. Bu hüküm, ihtiyaç iddiasının gerçekliğini test eden en güçlü mekanizmalardan biridir. Çünkü gerçekten oturma ya da kullanma ihtiyacı bulunan malik ile sadece kiracıyı çıkarıp taşınmazı yeniden piyasaya sürmek isteyen malik arasındaki fark, çoğu zaman bu üç yıllık yeniden kiralama yasağında görünür hale gelir.

Bir Aylık Bildirim ve Altı Aylık Süre Nasıl İşler?
Satılan evde kiracının en çok karıştırdığı konulardan biri, yeni malikin gönderdiği ihtarnamenin hemen tahliye anlamına gelip gelmediğidir. Cevap nettir. Hayır. Türk Borçlar Kanunu madde 351’e göre yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapmak zorundadır. Bu bildirim, “ben yeni malik oldum ve taşınmazı ihtiyaç nedeniyle kullanacağım” iradesinin süresinde kiracıya ulaştırılması anlamına gelir. Bir aylık süre kaçırılırsa, yeni malik madde 351’in ilk yolunu aynı şekilde işletemez. Bu nedenle ilk kritik eşik, satıştan sonraki ilk bir aylık dönemdir.
Burada dikkat edilmesi gereken ikinci nokta şudur. Yazılı bildirimin gönderilmiş olması, kiracının o anda evi boşaltmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Kanun açık biçimde, yeni malikin kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebileceğini söyler. Yani bir aylık ihtarname süresi ile altı aylık bekleme süresi birbirine karıştırılmamalıdır. İlk süre, bildirimin zamanında yapılması içindir. İkinci süre ise tahliye davasının ne zaman açılabileceğini belirler. Başka bir ifadeyle yeni malik bir ay içinde ihtar gönderebilir ama bu ihtar tek başına tahliye sonucu doğurmaz; ardından altı aylık sürenin dolması ve dava yolunun işletilmesi gerekir.
Kanun yeni malike bir alternatif daha tanır. İsterse bu ilk yola değil, sözleşme süresinin bitimine bağlı ikinci yola başvurabilir. TBK 351’e göre yeni malik, ihtiyaç nedeniyle tahliye hakkını sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açarak da kullanabilir. Bu nedenle bazı dosyalarda “bir ay içinde ihtar + altı ay bekleme” yolu, bazı dosyalarda ise “sözleşme sonunu bekleyip bir ay içinde dava” yolu tercih edilir. Hangi yolun kullanılacağı somut kira sözleşmesinin süresine ve satış tarihine göre değişir. Kiracı açısından önemli olan, yeni malikin bu iki kanuni yoldan biri dışında anında tahliye yetkisine sahip olmamasıdır.
Pratikte en çok yapılan hata, bir aylık bildirimin “bir ay içinde evi boşalt” anlamına geldiğinin sanılmasıdır. Oysa bu doğru değildir. Bildirim, tahliye sürecini başlatan usul adımıdır; tahliyenin kendisi değildir. Kiracı kendisine gelen yazılı bildirimi aldıktan sonra tarihini, tebliğ biçimini ve içeriğini dikkatle saklamalıdır. Çünkü uyuşmazlık halinde en önemli tartışma, bildirimin gerçekten süresinde ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı olur. Bu yüzden satılan evde kiracı bakımından en güvenli yaklaşım, ihtarnameyi görünce paniğe kapılmak değil; satış tarihi, tebliğ tarihi ve sözleşme süresi üçlüsünü birlikte kontrol etmektir.
Satılan Evde Tahliye Süreç Akışı
TBK 351 AkışıSatış Sonrası Yazılı Bildirim
Yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim göndermelidir.
Süre Kaçarsa Yol ZayıflarAltı Aylık Bekleme Süresi
Bildirim yapıldıktan sonra kiracı hemen tahliye edilemez. Kanundaki bekleme süresi dolmadan dava açılamaz.
Anında Tahliye YokTahliye Davası Aşaması
Altı ay sonunda yeni malik mahkeme yoluna gider. Tahliye, ihtarnameyle değil dava sonucuyla gündeme gelir.
Mahkeme ŞartıAlternatif Sözleşme Sonu Yolu
Yeni malik isterse mevcut kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açarak da tahliye talep edebilir.
İkinci Kanuni YolSatılan Evde Kiracının Tahliye Edilemeyeceği Durumlar Nelerdir?
Satılan bir evde kiracının tahliye edilemeyeceği ilk ve en temel durum, satışın tek başına yeterli sebep sayılmamasıdır. Türk Borçlar Kanunu madde 310’a göre taşınmaz el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Bu hüküm, kiracının “ev satıldıysa mutlaka çıkmak zorundayım” düşüncesinin hukuken doğru olmadığını gösterir. Yeni malik, yalnızca mülkiyet hakkını değil, mevcut kira ilişkisinin sınırlarını da devralır. Bu nedenle kira sözleşmesi devam ederken ve kanundaki özel tahliye şartları oluşmamışken, kiracının sadece satış gerekçesiyle çıkarılması mümkün değildir. Kiracı, sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece ve kanundaki usuller işletilmedikçe oturma hakkını korur.
Kiracının tahliye edilemeyeceği ikinci önemli durum, yeni malikin ihtiyaç sebebiyle tahliye yolunda usule uymamasıdır. TBK madde 351 yeni malike özel bir tahliye yolu tanır; ancak bu yol çok sıkı kurallara bağlıdır. Yeni malik edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapmazsa ya da altı aylık süre ve dava şartını işletmezse, satış sonrası ihtiyaç tahliyesi kendiliğinden doğmaz. Yani kiracıya sözlü olarak “evi aldım, çık” denmesi, hatta yazılı ama süresiz ve usulsüz bir talepte bulunulması bile tek başına yeterli değildir. Tahliye ancak kanunun gösterdiği takvim ve dava yolu izlendiğinde gündeme gelir. Bu nedenle bildirimin geç yapılması, hiç yapılmaması ya da doğrudan tahliye baskısına girişilmesi halinde kiracının tahliye edilmeme güvencesi devam eder.
Bir başka koruma alanı, ihtiyaç iddiasının samimi ve gerçek olmamasıdır. Yeni malik gerçekten kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ihtiyacı içinde değilse; sadece evi daha yüksek bedelle kiralamak, kiracıyı kısa sürede çıkarmak ya da kira ilişkisini ekonomik sebeplerle yeniden kurmak istiyorsa ihtiyaç nedeniyle tahliye davası zayıflar. Kanun da bu ihtimalin kötüye kullanılmasını önlemek için ek bir yaptırım öngörür. TBK madde 355’e göre ihtiyaç nedeniyle tahliye sağlandıktan sonra taşınmaz haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Bu kurala aykırı davranılırsa eski kiracı lehine tazminat gündeme gelir. Bu da kiracı bakımından çok güçlü bir güvencedir. Çünkü ihtiyaç iddiası ileri sürülmüş olsa bile, bu iddianın sadece görünürde kalması halinde yeni malik sınırsız hareket edemez.
Kiracının tahliye edilemeyeceği diğer önemli durum, satış sonrası mevcut sözleşme ve ödeme düzeninin halen açık biçimde devam etmesidir. Kiracı kira sözleşmesini, banka dekontlarını, tahsilat kayıtlarını ve yeni malik ile yapılan yazışmaları düzenli şekilde saklıyorsa, “sözleşmesiz işgalci” gibi gösterilmesi çok daha zor hale gelir. Uygulamada bazı uyuşmazlıklarda sorun satıştan değil, kiracının elindeki belgeleri düzenli tutmamasından kaynaklanır. Oysa satılan evde kiracının en güçlü savunması çoğu zaman çok nettir. Sözleşmem devam ediyor, ödemelerimi yapıyorum, bana usulüne uygun tahliye süreci işletilmedi. Bu üçlü yapı korunduğu sürece, kiracının satıştan hemen sonra tahliye edilmesi kolay değildir. Bu nedenle satılan evde kiracı hakları bakımından asıl soru “ev satıldı mı” değil, “kanuni tahliye yolu gerçekten usulüne uygun işletildi mi” olmalıdır.
Kira Artışı Ne Kadar Yapılabilir
TÜFE oranı, TBK 344, kira artış sınırı ve kira tespit davası süreci hakkında detaylı bilgi alın.
Sözleşme Devam Ederken Tahliye Hangi Hatalar Yüzünden Geçersiz Olur?
Satılan evde kiracının en güçlü korumalarından biri, kira sözleşmesi devam ederken tahliye sürecinin ancak kanundaki şartlara tam uyularak işletilebilmesidir. Türk Borçlar Kanunu madde 310 açıkça, kiralanan el değiştirirse yeni malikin kira sözleşmesinin tarafı olacağını söyler. Bu yüzden satıştan sonra ilk hata, kira sözleşmesini yok saymaktır. Yeni malik “evi satın aldım, eski sözleşme beni bağlamaz” diyerek kiracıyı doğrudan işgalci gibi gösteremez. Sözleşme ayakta olduğu sürece kiracı, kullanım hakkını ve sözleşmeden doğan temel güvencelerini korur. Tahliye ancak ayrı bir hukuki sebep ve usul üzerinden yürütülebilir.
Tahliyeyi en sık zayıflatan hata, yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliye yolunda süre ve bildirim kurallarına uymamasıdır. TBK madde 351’e göre yeni malik, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapmak zorundadır. Bu bildirim süresinde yapılmazsa, kanunun yeni malike verdiği özel yol aynı biçimde işletilemez. Ayrıca bildirim gönderilmiş olması da tek başına tahliye anlamına gelmez; malik ancak altı ay sonra açacağı dava ile tahliye isteyebilir ya da sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açma yolunu kullanabilir. Bu nedenle “ihtarname gönderdim, hemen çık” yaklaşımı hukuken eksiktir. Yazılı bildirim, süre ve dava aşaması birlikte aranır.
Bir diğer kritik hata, dava şartı arabuluculuğu atlamaktır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesine göre, ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Adalet Bakanlığı da kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğun yürürlükte olduğunu açıkça duyurmuştur. Bu nedenle ihtiyaç nedeniyle tahliye dahil kira ilişkisinden doğan birçok tahliye uyuşmazlığında arabuluculuk aşaması atlanırsa, dosya esasa girilmeden usulden sorun yaşayabilir. Satış sonrası tahliye baskısında en çok gözden kaçan güncel noktalardan biri budur.
Tahliyeyi geçersiz ya da zayıf hale getiren bir başka alan da ihtiyaç iddiasının samimi olmamasıdır. Yeni malik gerçekten kendisi veya kanunda sayılan yakınları için konut ihtiyacı içinde değilse, sırf daha yüksek kira istemek ya da mevcut kiracıyı çıkarmak için ihtiyaç sebebine dayanması dava gücünü düşürür. Üstelik TBK madde 355, ihtiyaç nedeniyle tahliye sağlandıktan sonra taşınmazın haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamayacağını düzenler; aksi halde eski kiracı lehine en az son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedeli tutarında tazminat gündeme gelir. Bu koruma, ihtiyaç tahliyesinin kötüye kullanılmasını önlemek için getirilmiştir.
Kısacası sözleşme devam ederken tahliye talebini en çok zayıflatan hatalar şunlardır: satışla sözleşmenin bittiğini sanmak, bir aylık yazılı bildirim süresini kaçırmak, altı aylık bekleme ve dava düzenini görmezden gelmek, arabuluculuk adımını atlamak ve gerçek olmayan ihtiyaç iddiasına dayanmak. Kiracı açısından en doğru savunma ise sözleşmeyi, ödeme belgelerini ve kendisine gelen tüm bildirimleri düzenli saklamaktır. Çünkü satış sonrası tahliye uyuşmazlıklarında çoğu zaman sonucu belirleyen şey, kimin haklı hissettiği değil, kimin süre ve usul çizgisini ispatlayabildiğidi

Tahliye Taahhüdü ve Diğer Tahliye Sebepleri Nasıl Değerlendirilir?
Satılan evde kiracı hakları konuşulurken en çok karıştırılan noktalardan biri, satış sonrası ihtiyaç tahliyesi ile satıştan bağımsız genel tahliye sebeplerinin birbirine karıştırılmasıdır. Yeni malik, evi satın aldığı için TBK 351’deki özel ihtiyaç yoluna başvurabilir; ancak bunun dışında kira hukukunda zaten var olan başka tahliye sebepleri de vardır. Bunların başında yazılı tahliye taahhüdü gelir. Türk Borçlar Kanunu madde 352’ye göre kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmiş ve buna rağmen boşaltmamışsa, kiraya veren bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurabilir veya dava açabilir. Bu hüküm çok önemlidir. Çünkü burada tahliye sebebi satış değil, kiracının sonradan verdiği yazılı tahliye taahhüdüdür. Yani satılan bir evde yeni malik de geçerli bir tahliye taahhüdüne dayanabiliyorsa, ihtiyaç tahliyesinden ayrı bir hukuki yol gündeme gelebilir.
Ancak tahliye taahhüdünün geçerliliği bakımından da çok hassas bir çizgi vardır. Kanun metninin açık lafzı nedeniyle, taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması gerekir. Uygulamada çoğu uyuşmazlık, kira sözleşmesi ile aynı tarihte alınan ya da kiracı üzerinde baskı kurularak düzenlenen tahliye taahhütleri etrafında çıkar. Bu nedenle kiracı açısından temel savunma alanı şudur. Bu belge gerçekten sonradan mı verildi, tarih kısmı doğru mu, imza ve içerik tartışmalı mı, boş olarak mı imzalatıldı, baskı altında mı alındı. Kiraya veren veya yeni malik bakımından ise önemli olan, yalnızca kağıdı sunmak değil, kanunun aradığı geçerli yazılı tahliye taahhüdünü sunabilmektir. Çünkü tahliye taahhüdü güçlü bir yol olsa da, geçerliliği tartışmalı bir belge tahliye sürecini doğrudan sağlamlaştırmaz.
Satıştan bağımsız diğer tahliye sebepleri arasında kiracının temerrüdü ve bazı özel durumlar da yer alır. TBK madde 315’e göre kiracı muaccel kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu yerine getirmezse, kiraya veren kiracıya yazılı süre verip ödeme yapılmazsa sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında verilecek süre en az otuz gündür. Bu sürede de ödeme yapılmazsa temerrüt nedeniyle fesih ve tahliye süreci gündeme gelebilir. Aynı şekilde TBK 352’de, kiracının bir kira yılı içinde kira bedelini ödememesi nedeniyle iki haklı ihtara sebep olması veya kiracının ya da birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli konutunun bulunması gibi başka tahliye sebepleri de düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi satış sonrası dönemde kiracının karşısına çıkan her tahliye talebi “yeni malik ihtiyacı” sebebine dayanmaz; bazen çok daha eski ve bağımsız kira hukuku sebeplerine dayanabilir.
| Tahliye Sebebi | Dayanak | En Kritik Nokta |
|---|---|---|
| İhtiyaç Nedeniyle Tahliye | TBK 351 | Bir aylık yazılı bildirim ve süre şartı |
| Tahliye Taahhüdü | TBK 352 | Teslimden sonra verilmiş yazılı taahhüt |
| Temerrüt Nedeniyle Tahliye | TBK 315 | Yazılı ihtar ve en az otuz günlük süre |
| İki Haklı İhtar | TBK 352 | Aynı kira yılı içinde iki haklı ihtar |
| Kiracının Başka Konutu | TBK 352 | Konutun oturmaya elverişli ve uygun yerde olması |
Satılan Evde Kiracının En Güçlü Hakları Nelerdir?
Satılan evde kiracının en güçlü hakkı, kira sözleşmesinin satışla kendiliğinden sona ermemesidir. Türk Borçlar Kanunu madde 310 açık biçimde, kiralanan el değiştirirse yeni malikin kira sözleşmesinin tarafı olacağını düzenler. Bu hüküm sayesinde kiracı, satış sonrası “ev boşaldı sayılır” baskısına karşı korunur. Yani yeni malik evi satın aldığında sıfırdan yeni bir ilişki kurmaz; mevcut kira sözleşmesinin içine girer. Bu nedenle kiracının ilk ve en güçlü hukuki dayanağı, yürürlükteki kira sözleşmesidir. Sözleşme, kira bedelini, ödeme düzenini, kullanım hakkını ve tarafların temel yükümlülüklerini gösterdiği için satış sonrası dönemde de kiracının hukuki zeminini oluşturmaya devam eder.
Kiracının ikinci büyük gücü, ödeme ve bildirim belgeleridir. Banka dekontları, açıklamalı kira ödemeleri, eski ve yeni malik ile yapılan yazışmalar, gönderilen ihtarnameler ve tebligat tarihleri, satış sonrası uyuşmazlıklarda çoğu zaman belirleyici olur. Çünkü yeni malik ihtiyaç nedeniyle tahliye yoluna gidecekse, TBK madde 351 uyarınca edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılı bildirim yapmalı ve ardından kanundaki süreleri işletmelidir. Kiracı açısından bu, çok somut bir savunma alanı yaratır. Eğer bildirim geç geldiyse, hiç yapılmadıysa ya da usulüne uygun değilse, tahliye talebi zayıflayabilir. Bu yüzden “ev satıldı” bilgisi kadar “hangi tarihte hangi belge geldi” bilgisi de önemlidir. Güçlü kiracı dosyası, sadece haklı olduğunu düşünen değil, tarihleri ve belgeleri düzenli tutan dosyadır.
Üçüncü güçlü hak, yeni malikin ihtiyaç iddiasının denetlenebilmesidir. Kanun, ihtiyaç sebebiyle tahliyeyi tamamen malikin beyanına bırakmaz. Gerçek, samimi ve zorunlu bir ihtiyaç aranır; ayrıca usul ve süre şartları da birlikte değerlendirilir. Bunun da ötesinde TBK madde 355, ihtiyaç nedeniyle tahliye sağlandıktan sonra kiralananın haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamayacağını düzenler. Aksi halde eski kiracı lehine, son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat doğabilir. Bu düzenleme kiracı için çok güçlüdür. Çünkü yeni malik “kendim oturacağım” diyerek tahliye sağladıktan sonra taşınmazı kısa sürede başkasına kiraya verirse, kiracının elinde ciddi bir hak arama zemini oluşur. Yani kiracının gücü sadece evde kalma hakkından değil, haksız ihtiyaç tahliyesine karşı sonradan da korunuyor olmasından gelir.
Kiracının dördüncü önemli gücü ise artık birçok kira uyuşmazlığında dava şartı arabuluculuk aşamasının bulunmasıdır. 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesine göre, ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu, kiracı bakımından şu anlama gelir. Her tahliye baskısı doğrudan mahkeme sonucu doğurmaz; süreçte usul adımları vardır ve bunların atlanması yeni malikin talebini zayıflatabilir. 2026 itibarıyla satılan evde kiracının en güçlü hakları; sözleşmenin devamı, düzenli ödeme ve bildirim ispatı, ihtiyaç iddiasının denetlenmesi ve usul koruması olarak özetlenebilir. Kiracı panikle değil, belgeyle ve süre hesabıyla hareket ettiğinde çok daha güçlü bir konumda olur.
Yazılı Bildirim Kira Sözleşmesi ve Ödeme Belgeleri Neden Kritik
Satılan evde kiracının en güçlü savunması çoğu zaman soyut bir hak iddiası değil, elindeki düzenli belgelerdir. Bunun başında da kira sözleşmesi gelir. Türk Borçlar Kanunu madde 310 uyarınca kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Bu nedenle satıştan sonra kiracının ilk dayanağı, halen yürürlükte olan kira sözleşmesidir. Sözleşme; kira bedelini, ödeme gününü, kullanım amacını, depozito ilişkisini ve tarafların temel yükümlülüklerini gösterdiği için yeni malikin “eski düzen bitti” iddiasına karşı doğrudan hukuki zemin oluşturur. Satış sonrası dönemde kiracının konumunu en net gösteren belge, çoğu zaman bu sözleşmedir.
Yazılı bildirim ise tahliye sürecinin usul tarafını görünür kılar. TBK madde 351’e göre yeni malik, ihtiyaç nedeniyle tahliye yoluna gidecekse edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya durumu yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu ayrıntı kiracı bakımından çok önemlidir; çünkü satış yapıldığı anda değil, ancak kanundaki yazılı bildirim ve süre düzeni işletildiğinde özel tahliye yolu gündeme gelir. Bu yüzden kiracı açısından sadece “bana çık denildi” cümlesi değil, “hangi tarihte nasıl bir yazılı bildirim geldi” sorusu belirleyici olur. İhtarname hiç gelmemişse, geç gelmişse ya da içeriği belirsizse, tahliye talebi ciddi şekilde zayıflayabilir. Başka bir ifadeyle yazılı bildirim, yeni malikin hakkını değil sadece talebinin usule uygun olup olmadığını gösteren ana evraktır.
Yazılı bildirim ise tahliye sürecinin usul tarafını görünür kılar. TBK madde 351’e göre yeni malik, ihtiyaç nedeniyle tahliye yoluna gidecekse edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya durumu yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu ayrıntı kiracı bakımından çok önemlidir; çünkü satış yapıldığı anda değil, ancak kanundaki yazılı bildirim ve süre düzeni işletildiğinde özel tahliye yolu gündeme gelir. Bu yüzden kiracı açısından sadece “bana çık denildi” cümlesi değil, “hangi tarihte nasıl bir yazılı bildirim geldi” sorusu belirleyici olur. İhtarname hiç gelmemişse, geç gelmişse ya da içeriği belirsizse, tahliye talebi ciddi şekilde zayıflayabilir. Başka bir ifadeyle yazılı bildirim, yeni malikin hakkını değil sadece talebinin usule uygun olup olmadığını gösteren ana evraktır.

Yeni Malikin Üç Yıl Yeniden Kiralama Yasağı Ne Anlama Gelir?
Satılan evde kiracıyı koruyan en güçlü güvencelerden biri, yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliye sağladıktan sonra taşınmazı hemen başkasına kiraya verememesidir. Türk Borçlar Kanunu madde 355 açık biçimde, kiraya verenin gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamayacağını düzenler. Aynı maddede, bu kurala aykırı davranan kiraya verenin eski kiracısına, son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olduğu da açıkça belirtilir. Bu nedenle üç yıllık yeniden kiralama yasağı, sadece teorik bir kural değil; ihtiyaç iddiasının kötüye kullanılmasını önleyen çok ciddi bir kiracı korumasıdır.
Bu kuralın pratik anlamı şudur. Yeni malik “ben, eşim, çocuğum ya da kanunen bakmakla yükümlü olduğum kişi bu evde oturacak” diyerek tahliye davası açıp evi boşalttırdıysa, sonrasında taşınmazı kısa süre içinde başka bir kiracıya veremez. Çünkü kanun, ihtiyaç nedeniyle tahliye yolunu sadece gerçek ve samimi kullanım gereği için tanır. Eğer malik bu yolu kullanıp kiracıyı çıkardıktan sonra evi yeniden piyasaya sürüyorsa, bu durum ihtiyaç iddiasının baştan itibaren dürüst kullanılmadığı şüphesini doğurur. İşte üç yıllık yeniden kiralama yasağı tam da bu noktada devreye girer ve “ihtiyaç” gerekçesinin ekonomik araç haline getirilmesini sınırlar. Bu yüzden satılan evde kiracı hakları bakımından, tahliye kararı verilmiş olsa bile dosya kiracı açısından tamamen kapanmış sayılmaz.
Burada dikkat edilmesi gereken ifade “haklı sebep olmaksızın” kısmıdır. Yani kanun mutlak ve hiçbir istisnası olmayan bir yasak koymaz. Sonradan ortaya çıkan gerçek ve güçlü bir sebep varsa, somut olay ayrıca değerlendirilebilir. Ancak genel kural değişmez. İhtiyaç nedeniyle tahliye sağlandıktan sonra taşınmazın kısa süre içinde başka bir kiracıya verilmesi, kiracı lehine çok önemli bir hak arama zemini oluşturur. Üstelik bu koruma yalnızca eski kiracının geri dönme talebiyle sınırlı değildir; doğrudan tazminat sonucuna da bağlanmıştır. Bu yönüyle üç yıllık yeniden kiralama yasağı, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının samimiyet testidir. Tahliye kararı veren mahkeme kadar, tahliye sonrasındaki fiili kullanım da önem taşır.
Kiracı açısından en doğru yaklaşım, tahliye sonrasında da taşınmazın nasıl kullanıldığını dikkatle takip etmektir. Eğer yeni malik gerçekten kendisi oturmamış, taşınmazı kısa süre sonra başka bir kişiye kiralamış ya da ilan yoluyla yeniden piyasaya çıkarmışsa, bu durum TBK 355 bakımından önem kazanabilir. Bu nedenle eski kiracı sadece tahliye sürecindeki belgeleri değil, tahliye sonrasındaki kullanım durumunu da not etmelidir. İlan görüntüleri, komşu beyanları, yeni kiralama bilgileri veya başka somut veriler, gerektiğinde hak arama sürecinde değer taşıyabilir. Kısacası satılan evde kiracının en güçlü haklarından biri, ihtiyaç nedeniyle çıkarıldıktan sonra dahi hukuken tamamen korumasız kalmamasıdır. Üç yıllık yeniden kiralama yasağı, kiracının “çıktım ve her şey bitti” demesini engelleyen en önemli yasal güvencelerden biridir.
2026 Yılında Satılan Evde Kiracı Olarak Dikkat Edilmesi Gerekenler
2026 yılında satılan evde kiracı olarak en önemli kural, paniğe kapılıp sözlü baskıyla hareket etmemektir. Türk Borçlar Kanunu’na göre taşınmaz satıldığında kira sözleşmesi kendiliğinden sona ermez; yeni malik mevcut sözleşmenin tarafı olur. Ayrıca yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliye yolunu kullanabilmesi için belirli usul ve süre şartlarına uyması gerekir. Bu nedenle kiracının ilk yapması gereken şey, “ev satıldıysa hemen çıkmam gerekir” düşüncesiyle davranmak değil; satış tarihi, kira sözleşmesi, kendisine gelen yazılı bildirimler ve ödeme kayıtları üzerinden durumu netleştirmektir. Satış ile tahliye aynı şey değildir. Tahliye ancak kanundaki yol işletilirse gündeme gelir.
İkinci dikkat edilmesi gereken konu, kira ödemelerinin mutlaka iz bırakacak şekilde sürdürülmesidir. Banka dekontları, açıklamalı havaleler, yeni malik ile yapılan yazışmalar ve tebligat tarihleri satış sonrası dosyalarda çok önemlidir. Çünkü uyuşmazlık çıktığında en çok tartışılan başlıklar şunlar olur: kira ilişkisi devam ediyor muydu, ödeme düzenli yapılıyor muydu, yeni malik hangi tarihte hangi bildirimi gönderdi, kiracı buna nasıl karşılık verdi. Kiracı elindeki bu çizgiyi düzenli tutarsa hem haksız tahliye baskısına karşı güçlü kalır hem de olası bir davada savunmasını somutlaştırabilir. Bu nedenle 2026’da en güvenli yöntem, tüm ödemeleri banka üzerinden yapmak ve belge üretmeyen elden ödeme düzeninden kaçınmaktır. Bu öneri, TBK’daki sözleşmenin devamı mantığıyla uyumlu bir koruma pratiğidir.|
Üçüncü önemli nokta, tahliye taleplerinde arabuluculuk ve dava şartı boyutunu gözden kaçırmamaktır. 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesine göre, ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu da şu anlama gelir: her tahliye baskısı doğrudan mahkeme sonucu doğurmaz ve süreçte usul adımları vardır. Kiracı açısından bu, önemli bir zaman ve savunma güvencesidir. Bu yüzden 2026’da satılan evde kiracı olarak en doğru yaklaşım, kendisine gelen talebin hukuki sebebini, arabuluculuk gerekip gerekmediğini, yazılı bildirim süresini ve dava yolunu birlikte değerlendirmektir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Ev Satılınca Kira Sözleşmesi Kendiliğinden Biter mi?
Hayır. Türk Borçlar Kanunu madde 310’a göre kiralanan el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Bu yüzden satış, kira sözleşmesini otomatik olarak sona erdirmez.
Yeni Ev Sahibi Kiracıyı Hemen Çıkarabilir mi?
Hayır. Yeni malik kiracıyı yalnızca satış yapıldığı için hemen tahliye edemez. İhtiyaç nedeniyle tahliye düşünülüyorsa TBK 351’deki yazılı bildirim, süre ve dava şartlarının birlikte işletilmesi gerekir.
Yeni Malik Bir Ay İçinde Ne Yapmak Zorundadır?
Eğer ihtiyaç nedeniyle tahliye yoluna gidecekse, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim göndermelidir. Bu bildirim yapılmadan özel tahliye yolunun usulü eksik kalır.
Bir Aylık Bildirim Geldiyse Ev Bir Ay İçinde Boşaltılır mı?
Hayır. Bir aylık süre, tahliye için değil yazılı bildirimin yapılması içindir. Bildirimden sonra yeni malik ancak altı ay sonra açacağı davayla tahliye isteyebilir ya da sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açma yolunu kullanabilir.
Kiracı Satıştan Sonra Kirasını Kime Ödemelidir?
Kiracı, yeni malik kendisini ve ödeme bilgisini açıkça bildirdikten sonra kira bedelini ispatlanabilir şekilde yeni malike ödemelidir. Burada en güvenli yöntem banka üzerinden açıklamalı ödeme yapmaktır. Bu sonuç, yeni malikin sözleşmenin tarafı haline gelmesinin doğal sonucudur.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye İçin Arabuluculuk Zorunlu mu?
Çoğu kira uyuşmazlığında evet. 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesine göre, ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Yeni Malik İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Sağladıktan Sonra Evi Hemen Başkasına Kiralayabilir mi?
Kural olarak hayır. TBK 355’e göre ihtiyaç nedeniyle tahliye sağlandıktan sonra taşınmaz haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe eski kiracıdan başkasına kiralanamaz. Aykırılık halinde eski kiracı lehine tazminat gündeme gelir.
Satılan Evde Tahliye Taahhüdü Varsa Ne Olur?
Geçerli bir tahliye taahhüdü varsa, satıştan bağımsız ayrı bir tahliye sebebi oluşabilir. Ancak bunun için taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması ve kanundaki şartları taşıması gerekir.
Kiracı Hangi Belgeleri Mutlaka Saklamalıdır?
Kira sözleşmesi, banka dekontları, eski ve yeni malik ile yapılan yazışmalar, tebligatlar, ihtarnameler ve varsa tahliye taahhüdü mutlaka saklanmalıdır. Satış sonrası uyuşmazlıklarda en güçlü savunma çoğu zaman bu belge çizgisinden kurulur. Bu, kanundaki süre ve usul tartışmalarının ispatı bakımından önemlidir.
Ev Satıldı Diye Kiracı Çıkmak Zorunda Olduğunu Düşünürse Ne Kaybeder?
En büyük kayıp, kanunun tanıdığı sözleşme korumasını ve usul güvencelerini kullanamadan evi boşaltması olur. Oysa satış tek başına tahliye sebebi değildir; yazılı bildirim, süre, arabuluculuk ve dava aşaması birlikte değerlendirilmelidir.